Türkçe Deutsch English
antalya-info

Gündoğmuş'un Beldeleri

Köprülü Beldesi

TARİHÇESİ

Köprülü Beldesinin tarihi çok eskilere dayanır. Köprülü Beldesinin tarihte bilinen isimleri şöyledir:

Kinares,
Kenares
Girenes Köprülü ismindedir.

Bu isimlerle ilgili elimizde bulunan ilk yazılı belge İsmail Hakkı Konyalının Alaiye isimli kitabında 1530 yılında Ala iye Kalesi mustahfızlarının tımarları şöyle gösterilmiştir.( Bu bilgi İstanbul Başkanlık Arşivinde 166 numarada kayıtlı 937 H. 1530 M. Tarihli devrine ait bir ilyazıcı defterinden alınmıştır.)

Bu tırmanlardan biride Kinares Köyü 36 hane şeklinde yer almıştır. Buradan da anlaşılıyor ki Köprülü Beldesinin Kuruluşu kanuni Sultan Süleyman döneminin öncesine rastlanmaktadır. Yine Ailyede Kanuninin Sancak Beyinin hasaları ve kale erlerinin tımarları ( Bu bilgiler İstanbul Başbakanlık arşivinde 107 numarada kayıtlı 927 H. 1520 M. Tarihli kanunin ilk hükümdarlık yılına ait mücmel alaiye liavası devrine ait bir ilyazıcı defterlerinden alınmıştır ) arasında Kise’ye bağlı Kenares olarak yer almış ve kenarese bağlı Aydolun, Alisalar, Torbalinas, Oruntaş ve baleversün yerleşim yerleri bulunduğu yazılıdır. Kanuni ve Yavuz Sultan Selim zamanında da Alaiyye Livası on nahiyeye ayrılmıştır. ( Bu bilgiler İstanbul Başkanlık Arşivinde 990 numarada kayıtlı Yavuz Sultan Selim devrine ait bir ilyazıcı defterinden alınmıştır. ) Bu nahiyelerden biri de Kenares dir Kenarese o tarihlerde Malan, Semedke, Cirnes, Torbalinas, Rundaş, baleversün, İncir Kırı, Mavras, Alisalar ve Aydulin yerleşim yerlerinin bağlı olduğu yazılıdır.

Yine Kanuni Sultan Süleyman adına 937 H. 1580 M. De yapılan bir yazımda Alaiyye vakıfları tespit edilmiş olup bu vakıfların 34 üncü sırasında yer alan ( Cami-i Ali Der Kariye-i Kinares ) diey yer almaktadır. Beldenin çevresinde eski yerleşim alanı olarak atlandırılan tarihi kalıntıların bulunduğu yerlerden bazıları Asar boğazı, Kale boğazı, Gavurkızının Kale Diktiği, Dertlinin At Oynattığı, EskiGarin gibi yerler.

Kenaresin bilenen bu tarihinden itibaren sürekli olarak nahiye olarak kalmıştır. Cumhuriyet döneminde de Köprülü adı ile Alanya’nın nahiyesi olarak kalmıştır. 1936 yılında Eksere köyünün Gündoğmuş adıyla kaza merkezi olmasından sonrada Gündoğmuş’a bağlı Köprülü nahiyesi olarak kalmıkştır.
Köprülü beldesinin yöresel olarak bilenen bir diğer adı da “ Malan Goyağı” dır.

1999 yılında Köprülü Belde Belediyesi kurulmuştur. Belde Merkez, Muhargözü ve Yzlar Mahalleleri olmak üzere 3 Mahalleden oluşmaktadır.

COĞRAFİ YAPISI

Köprülü Beldesi Antalya İli Gündoğmuş İlçesine bağlı bir beldedir. Nüfusu son sayıma göre 1240’dır. Antalya’ya uzaklığı 200 Km. Gündoğmuş İlçesine 29 Km Alanya İlçesine 67 Km. mesafededir.

Köprülü Beldesi Antalya’nın Kuzeydoğusunda dağlık bir alanda yer almaktadır. Gündoğmuş, Alanya, Gazipaşa, Konyanın Bozkır, ve hadim ilçeleri ile çevrilidir. Çevresinde Akdağ dağları sınırları içinden Alara Çayının çıkış noktaları bulunmaktadır. İklimi tipik Akdeniz İklimidir. Kışları biraz sert geçer. Sınırları içinde zengin Kızılçam, Karaçam, Sedir ormanları vardır. Köprülü ormanları, dağları, özellikle alara çayı ve belde sınırında bulunan “ Uçansu Şelalesi” ile meşhurdur.
Köprülü beldesi sınırları içinde çok çeşitli bitki örtüsü bulunmaktadır. Özellikle akdağ bölgesinde 1300 çeşite yakın flora bulunmaktadır.

ULAŞIM

Belde Antalya Manavgat Gündoğmuş Köprülü Karayolu Asfalt, Alanya Güzelbağ, Ortakonuş, Baklaya, Eskibağ, Çatlı Köprülü Karayolu Asfalt, Türbelinaz, Taşatan Köyyolu stabilize yollar ile ulaşım saplanabilir.

Beldeye ulaşım Antalya’dan Gündoğmuş ve Alanya üzerinden sağlanabilir. Belde ile ulaşım Belediyeye ait araçlarla her gün Gündoğmuş ve Alanya’dan sağlanabilir.

Beldede Telefon Santrali ve yarıca GSM telefonları için sistemler kuruludur.

EKONOMİSİ

Belde Osmanlı döneminde çevresinde bol miktarda orman bulunması nedeni ile Kale ve Tersane ihtiyaçlarını karşılayacak zift üretimi de bu bölgede yaygın olduğu ( İsmail Hakkı Konyalının Alaiye isimli kitabında, bu hususun Kanuni Sultan Süleyman Kanunnamesinde Sayfa 19,62 kanunlar cilt 1 sayfa 13,24,25,26,260,266,393 de ve ayrıca Ankara Kuyud-u Kadime arşivindeki 172 numaralı defterde) bilgileri vardır.

Köprülü beldesi tipik bir orman köyüdür. Osmanlı dönemi ile Cumhuriyetin ilk yıllarında Hayvancılık ve Tarım ile uğraşan yerleşik halkın en önemli geçim kaynağı İncir yetiştiriciliği olmuştur, yetiştirilen incirler yakın bölgelerinde “ Malan İnciri” adı ile ünlenmiştir. Günümüzde az da olsa incir yetiştiriciliği devam etmektedir.

Köprülü Beldesi Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet döneminde el tezgahları el dokumacılık yapmıştır. Tezgahlarda üretilen düz bez ve alaca denen dokumalar bölgede isim yapmıştır. Yakın zamana kadar hemen hemen her evde bir dokuma tezgahı ( yerel olarak “ CULFALIK”) bulunmaktaydı.

Ticari yaşamı Osmanlı döneminde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında beldede kurulan pazarlarda ihtiyaçlar karşılanırdı. Alışverişler özellikle Konya ve çevresinden gelen pazarcılar ile deyiş tokuş, mübadele şeklinde yapılırdı. Para kullanılmazdı. Belde insanları yaşamlarının büyük bir bölümünü çiftçilik yaparak geçirirlerdi. Osmanlı döneminde beldenin insanları çalışmak için Toros dağlarındaki çam ve Sedir ormanlarından kesilen ağaçlardan elde edilen kerestelerin akarsular aracılığı ile deniz kenarlarına indirilmesi işi için Mersin ve Adana başta olmak üzere akarsu bulunan bölgelere çalışmaya giderlerdi. Daha sonraları Ege bölgesinde pamuk ekimi, çapalaması, toplanması işi için o bölgeye yürüyerek gidilip kazanç sağlarlardı. Günümüzde belde halkı geçimini orman işçiliği ve çiftçilik ile sağlamaktadır.

Eski dönemlerde Beldede Kuyumculuk faaliyetinin olduğu söylenmektedir. Bunu bugün kanıtlayan en önemli unsur Beldenin sınırları içinde eski yerleşim kalıntılarının da bulunduğu “ Kuyumcu” adı ile anılan mevkiden anlaşılmaktadır.

KÜLTÜR VE YAŞAM

Beldenin Osmanlı Döneminde herhangi bir okulu bulunmazken belde insanları komşu köy ve beldelerde eğitim görmüşlerdir. Özellikle Osmanlı Döneminde eğitim görmüş önder bir kişiye rastlanmamıştır. Beldenin insanları Cumhuriyetin ilk yıllarında Alanya okullarına giderek İlkokul tahsillerini yapmışlardır.

Beldenin ilk Okulu beldeye bağlı oniki köy için 1946 yılında bölge okulu olarak yapılmıştır. 1970 li yıllarda Beldeye Orta okul yapılmış anacak bu okul 1980 yılların başında öğrenci yetersizliği nedeni ile kapanmıştır. 2000 yılında beldeye 8 yıllık İlköğretim Okulu açılmıştır. Beldede halkın yaşamı 4 mevsime göre değişiklik arz eder.

Belde halkı kış aylarında merkez köy evlerinde, yazın birinci bölümü baş yaylada, yazın ikinci bölümü Muhargözü yaylasında, Sonbahar güz dönemi de bağ bahçe evlerinde geçirilir. Her yerleşim yerlerinin kendine özgü gelenekleri ve özellikleri vardır.

Beldede sağlık ocağı, Jandarma karakol komutanlığı, İlköğretim Okulu gibi kamu kurumları, Akaryakıt istasyonu, ekmek fırını, ve diğer ticari iş merkezlerinin bulunduğu bir yerleşim yeridir.

Beldenin elektrik ve suyu bulunmaktadır. Ancak beldenin Muhargözü Mahallesinin elektriği bulunmamaktadır.

Belde, çevresinde bulunan Çatlı, Eskibağ, Baklaya, Kayabükü, Balur, Beden, Belistir, Yenisaray, Yeniköy gibi köylere de çeşitli sosyal ve bayındırlık hizmetlerini de vermektedir.

Not: bu bilgiler Mevlüt GÜVEN’in özel arşivinde alınmıştır.

Senir Beldesi

Senir beldemiz, tarihin ve doğanın bütünleştiği yeşilliğin hakim olduğu tarihi zenginlikleri ile tarihin ta derinliklerinden gelen buram buram tarih kokan, hemen hemen dünya insanının bütün uygarlıklarına beşiklik yapan 730 yıllık bir tarihe sahiptir. Birçok tarihi antik bilinmeyen ve keşfedilemeyen, hele turizm ve arkeolojik yönden hiç bilinmeyen bir tarih hazinesi ve uygarlıkları, Senir beldesinde bulmak mümkündür.

Senir beldesi, Antalya ilimize 135 km, Antalya Hava Limanı’na 125.km, Manavgat İlçesine 75 km., Alanya İlçesine 110 km.. uzaklıktadır. Torosların eteğinde yeşillere bürünmüş doğa ile iç içe şirin ve güzel bir yurt köşesidir. Senir beldesinin gerçek ismi olan Senir, Türkistan’da bir kasabanın adıdır. Bu isim, güzel Türkiye’mizde birçok yerleşim merkezine ad olmuştur. Senir , aynı zamanda bir beyliğin ismidir. Senir beyliği, tarihte bilinmeyen bir beyliktir. Çünkü, bunu ne tarih kitapları yazar, nede yazarlarımız ve araştırmacılarımız böyle bir beyliğin olduğunu bilir. Yani, tam anlamıyla bir gerçek koca tarihi bilinmez olmuş ve araştırılmamıştır. Çünkü Senir beyliği, Osmanlı döneminde, Konya vilayetinin Antalya sancağının SENİR kazası olarak geçmektedir. Senir’liler, hiç şüphe yok ki, Avşar boyundandır. Senir Beyliği ve Senir beyleri tarihte mevcuttur.

Güney beyleri, Alabeyler, Mehmet beyler, Hacı Ömer beyler, Saçlı Latif beyler hep aynı soyun devamıdır. Senir beyliği Alanya, Manavgat ve Akseki üçgeninde hüküm sürmüş bir beyliktir. Senir beyleri ve Yörük aşireti Karaman oğullarının boyu olan avşar boyundan olduğunu söylemiştik. Avşar demek çok çabuk davranan, çevik ve ana canavara meraklı anlamındadır. Avşar, Oğuzhanın üç oğlundan olan yıldızhanın oğludur. Türk tarihinde yazılı kaynaklara göre SENİR kasabasına asıl yerleşim 1227-1228 yıllarında yapılmıştır, ilk önce senir kasabasının 2 km. uzağında kese mevkiinde iskan edilmiş ve yerleşim oraya yapılmıştır. Bu yerleşim yerinde yıkık harabeler hala bulunmaktadır. Senirliler daha sonrada şimdiki yerleşim yerine yerleşmişlerdir. Selçuklular zamanında Senir kaza olarak unvan almaktadır. Kalelitop Köy tepesi denilen yerde Romalılar yaşarmış Senir beyliğine ait birde adliye pınarı ismiyle söylenen şimdiki adı ile Karapınar olarak halk dilinde bilinen birde gerçek vardır ki bu pınar Senir beyliğine ait olup dev çınarların arasında Senir beyinin köşkü yer almakta ve köşkün altında pırıl pırıl akan pınar mevcut olup bu pınardan Senir beyi altın zincirli tasını pınara sarkıtıp su doldurtup içer ve serinler, her yaz burada kalırdı. Mahkemeler bu Pınarın Üstündeki Köşk2de görülür, dar ağacı burada kurulur infazlar burada yapılır, sefere buradan asker gönderilirdi. Bu pınarın etrafında hala kalıntılar mevcuttur. Adı geçen adliye pınarı Senirliler tarafından kullanıla gelmiş ve hala kullanılmaktadır.

SENİR BEYLERİNİN DEVLET YÖNETİMİNDEKİ YERİ

Bu işlevleri son zanlara kadar sürmüştür. Selçukluya göre biraz değişiklik gösterse bile Osmanlı Döneminde de sosyal, siyasal ve ekonomik çarkın bir parçası olmaya devam etmiştir. Yönetim birimi olarak vergileri toplar, orduya asker gönderiri, din ve adliye işlerini yönetirdi. Senir beldesine yerleşen Avşarların miktarını bilemiyoruz. Ancak hala Avşarlar diye bir sülalenin mevcut olduğunu biliyoruz. Türkiye’mizde Avşarların sayıları bilinmemektedir. Ancak sayılarının çok olduğu bir gerçektir. Çoğunluk Antalya’dan başlamak üzere Konya, Sivas, Malatya çizgisinden Akdeniz kıyılarını içine alan geniş bir alana yerleşmişlerdir. Konya, Karaman, Ermenek üçgeninde altı tane Avşar ismini taşıyan yerleşim yeri mevcuttur. Senir beylerinin Konya üzerinden geldikleri söylenmektedir.

Alanya’daki Avsallar beldesi halkı Senir’den yerleşmiştir. Avsallar isminin Avşarlar isminden bozma olduğu bilinmektedir. Avsallar beldesinin bir mahallesinde Avşarların bir kolu olan Haytalar adı ile yaşayan aileler hala bulunmaktadır. Senir’e diğer boylardan da yerleşen olmuştur. Bunlardan Dombaylar Aşireti, Salur Boyu, İspahalar, Karahanlılar yerleşmişlerdir.
Karaman oğulları beyliğini kuran NURE- SOFİ’nin etrafında toplanan Yörük Türkmen aşiretleri Salur ve Avşar boylarındandır. Senir beyleri Avşar kolundan oluşan büyük Yörük aşiretleri ile birlikte Senir’e yerleşmişlerdir. Senir beylerinin ıspartanın Senirkent ilçesine yerleşerek Senirkenti kuran Senir’lilerle aynı boydan olduğu ve akraba oldukları araştırmalar sonucu tesbit edilmiştir. Türkler Orta Asya’dan başlayarak ikinci olarak Horasan’a yerleşimişler, Horasan’dan da Senir’e gelmişlerdir. Bu boylar Orta Asya’dan Anadolu’ya gelirken oradaki isimlerini aynen Anadolu’ya taşımışlar ve aynı isimlerini vermişlerdir. Örneğin Senir gibi, Balgasun gibi, Taşkent gibi isimleri yerleştikleri yerler vererek yaşatmaya çalışmışlardır. Başka bir kaynakta ise Senir beyleri ve Senir aşireti önce Horasan ‘a oradan eski Azerbaycan’daki Tiflis’e daha sonra da Senir’e yerleşmişlerdir. Senir’in ilk yaylası Çakallar Yaylası ve Karın Göldeki Yenice Pazar Yaylasıdır. Bu geniş yaylada şu anda Senir’den ayrılıp da sahillerde yeni köy kuran köylüler yaylanmaktadır. Bu köyler şunlardır; Çakalar, Okurcalar, Kara boynuzlar, Kızılot, Çavusköy, Çenger, Hacıobası, Ören Seniri, Uzunlar, Alaybeyler, Karakaya, kadılar, Yalçıdibi, Odaönü, Boztepe, Karacalar, Güneycik, Namaras olmak üzere 18 köydür.

Senir beyliğinin ilk payı tahtı Kese mevkiidir. Senir beyleri Selçuklular zamanında uç beyi, Osmanlılar zamanında 1889 yılına kadar kaza, sonradan nahiye olarak Senir’i idare etmişlerdir. Senir daha sonra kalabalık bir köy olarak cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. Kalabalık bir yerleşim yeri olması nedeniyle bir Seyyah Senir çok kalabalık evleri yüksek ve caddeleri çok dar evlerin saçakları birbirine değecek şekildedir demektedir.

Nüfus yoğunluğu en eski yerleşim yeri olarak Senir beyleri ile ilgili tarihsel kişiliği ön planda tutularak 1935 yılında ilçe olması düşünülmüş ancak o günün şartlarında üstünlük 10 km. uzaklıktaki Eksere Köyünde kalmıştır. 1936 yılında Eksere Köyü Gündoğmuş adı altında ilçe yapılmıştır.

Senir çok göç verdiği yirmi beşi geçen köyü doğurduğu halde bugün bile kalabalık sayılan bir kasabadır. Senir kasabası 1997 yılında yapılan nüfus sayımı ile nüfus sayısı kesin olarak 2111 olduğundan Bakanlar Kurulunun 1998/50089 sayılı kararı ile yeniden eski tarihteki kasaba unvanını almıştır. Tüm Senir’liler hayırlı olmasını dilerim.

Senir ve Senir’lilere hizmette yarış edeceğiz. Allahın izniyle huzur refah yönünden en güzeline layık olan belde halkımızın hizmetinde olmaya devam edeceğiz. Bu itibarla bütün Senir’li hemşerilerimizin sağlık, sıhhat ve huzur dolu bir yaşam sürmeleri dileğiyle tüm insanlığa saygılar sunarım.