Türkçe Deutsch English
antalya-info

Gündoğmuş'un Tarihi

İlçe merkezi ve çevre köylerin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. İlçe sınırları içersinde doğanın ve insanın acımasız tahribatına rağmen ayakta kalmayı başaran yaklaşık 30 adet şehir ve köyden oluşan yerleşim yeri bulunmaktadır. Dağlık bir bölgede bulunmasına rağmen bu denli çok yerleşim merkezini barındırmasını şu sebebe bağlayabiliriz. Akdeniz ticaret yolu açısından önemli bir nokta olan Alanya ve Manavgat sahilleri bir çok devlet tarafından ele geçirilmek istenmiş ve bu nedenle yoğun saldırılara maruz kalmıştır. Bu sebeplere binaen burada yaşayan halkın büyük bir bölümü dinsel ve siyasal varlıklarını sürdürebilme için , saldırılara karşı daha güvenli olan iç bölgelere göç etmişlerdir.bu insanların bir kısmı bugünkü ilçe merkezinin güneyin de yer alan Alara vadisi ve çevresine yerleşmişlerdir.

Diğer kısmı da Akseki sınırına yakın olan Karadere ve Güney yaka köyleri civarına yerleşmişlerdir. Alara vadisine yerleşen bu ilk halkın bu yöreyi yurt edinmelerinin başlıca nedeni, bölgedeki kerestenin kaliteli ve bol olması, bu kerestenin de ırmak kanalıyla taşınmasını kolay olmasıdır. Bu nedenle gerek kaynağı yakın noktalar da gerekse vadi boyunca bu uygarlıkların kurmuş oldukları yerleşim merkezlerini görmek mümkündür.

Bölgede bulunan mağaralardaki bulgular göz önüne alınarak her ne kadar ilçenin tarihin yontma taş devrine kadar sarktığı söylense de, ilçe sınırlarında günümüze kadar oluşan eserler daha çok GEÇ ROMA-BİZANS VE SELÇUKLU dönemin eserlerinin karakteristik özeliklerini yansıtır. İlçenin yakın tarihi ise söylenenlere göre Konya’nın İKSİRE köyünden bazı nedenlerden dolayı göç eden aileler tarafından kurulmuş ve bu nedenle adına EKSERE denilmiştir. İlk dönemlerde idari olarak Akseki’ye bağlı bir köy olan EKSERE 1936 yılında Akseki ilçesinden 14 ve Alanya ilçesinden 23 köy bağlanarak ilçe olmuş ve Gündoğmuş adını almıştır. İlçe ilk kurulduğunda 2 bucak ( Güzelbağ ve Köprülü) ve 35 köyden oluşmaktaydı.

Soğukpınar ( Guguşlar) köyü ticari ve ulaşım bakımından Alanya ilçesi ile ilişkilerinin daha yoğun olduğu gerekçesiyle Gündoğmuş ilçesinden ayrılmış ve köy sayısı 34 olmuştur.1998 nüfus sayımlarına göre ilçe nüfusu 26.509 olup, 4 belde ve 32 köyden oluşmaktadır. 1998 yılında Ortaköy ve Senir köylerine belediyelik statüsü verilmiştir.

Antalya Ticaret ve Odasının 1990 yılı ekonomik raporu isimli eserin Manavgat tarihi ile ilgili bölümünde şöyle bir paragraf yer almaktadır.
“ Bu bölgeye Horasan’dan 1071 Malazgirt savaşı ile Türklere açıla gelen Manavgat kapısından gelen Yörük beğleri yerleşmişlerdir. Bunlara Senir beyleri halkı denirdi. 1820 yıllarına doğru bu oymak çoğaldıkça güneye kıyıya doğru inmişler ve bugünkü Manavgat köylerini meydana getirmişlerdir. Bu kaynağa göre Gündoğmuş ve köylerinin meydana getiren insanların horasan Türkmenleri olduğu ve Gündoğmuş ve çevresinin Manavgat’tan ve sahil şeridin den daha önce Türkleştiği tespitini çıkarabiliriz.

Gündoğmuş’un tarihçesi ile ilgili 2 rivayet il yıllıklarına geçmiştir.

a- Birinci rivayete göre daha önce eksere olan Gündoğmuş’u şimdi Karaman’a bağlı İksile kasabasından çeşitli sebeplerle ayrılan bir aile kurmuştur.
b- İkinci rivayete göre ise kışın sahilde yaşayan Yörükler yazın yaylaya çıkarlar ve sonbaharda tekrar dönerlerdi. İşte bu Yörük kafilesinin büyük bölümü sahile dönmez. Gündoğmuş’a yerleşir. Sahilde kafilenin gerisini soranlara, dönenler “ ekserisi kaldı” derler. Bu münasebetle onların kaldığı yerlere ekseri derler. Zamanla bu kelime Eksere şeklinde söylenmeye başlar.

Gündoğmuş’un tarihçesini araştırırken bir gün, değerli hocam Nejat EREN bu konuyla bir zamanlar babası, Ahmet Cemal EREN’in de ilgilendiğinin ve onunla konuşmamın faydalı olabileceğini söyledi.

Ben bir Cuma günü Cuma namazından sonra Cemal amcanın koluna yapışarak meseleyi anlattım. Çok sevindiğini ve bazı şeyler anlatabileceğini ifade etti. Hemen parka giderek bir çınarın altına oturduk. Bir taraftan Türk’ün Milli Meşrubatı olan soğuk ayranlarımızı yudumlarken, bir taraftan da elimde not defterim Cemal amcanın anlattıklarını heyecanla dinledim.

Cemal amca anlattıklarını, Osmanlıca yazılmış , kapakları yırtılmış bir kitaptan okuduğunu söyledi. ( bu kitabı Cemal amca İsmet UYAR’ın babasından almış. Cemal amcadan da İsmet UYAR almıştır. Bir gün değerli hocam Musa UYAR ile İsmet UYAR’ın evine gittik. Meseleyi anlattık fakat kitabın kaybolduğunu üzüntü ile öğrendik. )

Bu kitaba göre Kıbrıs’ın fethine gelen Müslüman arap askerlerinden bir grup bugün Alanya’ya bağlı bir köy olan Yeşilköye çıkar. Buradan tebliğ vazifesini yerine getirmek üzere içlere doğru ilerler. Bu arada yaşayış ve karakter itibari ile Rumlardan tamamen farklı olan ve kendilerine güzel bir vatan arayan Horasanlı Türklerle karşılaşırlar. Bunlar tabiat şartlarının her yönden olgunlaştırdığı bir avuç Serdengeçtidir.

Müslüman Araplar tebliğ vazifelerini Türklere de yaparlar. İçtimai yaşayış ahlak ve karakter bakımından İslamiyet’i, ruhlarına uygun bulan Türkler, bu mukaddes dini iştiyakla kabul ederler. “ Müminler kardeştir.” Hükmüne göre taraflarda karşılıklı olarak akraba olma düşüncesi uyanır. Ve karşılıklı kız alıp verirler.

Türklerin katılmasıyla güçlenen bu İslam topluluğu Bizans vatanı olan Anadolu içlerine yürürler. Ancak dini liderleri durumunda olan Şeyh Mehmet efendi Saburlar Köyü civarından hastalanınca, yanında bir grupla beraber burada kalırlar.

Güneyde ilk İslam köyü şanına layık, Saburlar köyü işte bu Şeyh Mehmet Efendi tarafından kurulur. Topluluğun ağırlıklı kısmı ise tebliğe devam etmek üzere ilerlerler. Zaman zaman çatışmalarla geçen ileri harekat şimdi Karaman’a bağlanan Ermenek ilçesine kadar devam eder. Burada yaşamaya uygun bir yere çadırlar kurularak yerleşilir. Bu arada yanık sesli bir derviş yüksek bir yere çıkarak sela ve ezan okur.dolayısıyla buranın ismi de İLK SELA olur. Ancak zamanla bu isim “ İLKS İLE “ ve daha sonrada “ İKSİLE” olarak söylenmeye başlar..

Buradaki Müslümanlar zamanla çoğalarak büyük bir köy olurlar. Daha başka köyler kurarlar. Bir gün kalabalık bir grup çor- çocuk dini reisleri, Mehmet Efendiyi ziyaret etmek için yola çıkarlar halkımızın ( Karain) dediği mevkie kadar gelirler. Ancak baharın gelip karların erimesi ile coşan Alara Çayı bu vefalı evlatlara yol vermez. Onlar da İksile’ye geri dönmezler.Şimdi kale yıkıntısı bulunan ve Alanya Tarihin de ismi PAMBUCAK olarak geçen yere yerleşirler.Bunlar ileriki günlerde bir köprü yaparak Saburlar köyü ile ulaşımı kolaylaştırırlar.Ama artık pambucak ayrı bir köy olmuştur.(Cemal amca Alaraçayı üzerine kurulan söz konusu köprünün Gündoğmuş tarafındaki yıkıntısını gözü ile gördüğünü söylemiştir.)

Pambucak hayvancılık yönünden ve düşman baskınları yönünden tehlikeli görülünce bir grup Senir’e bir grup Orta konuş’a bir grup da şimdiki köy içi dediğimiz mevkilere giderek yerleşik hayata geçerler ve buralar da ayrı ayrı köy kurarlar.

Ancak köy içine yerleşenler kalabalıklaştıkça susuzluk artar. Yer sıkıntısı da başlayınca,yine su kıt olan ama hayvancılık için iyi bir kışlak olan Gündoğmuş’a gelirler. Konunun başında anlattığımız gibi ilk olarak İksile veya Ekseri adını verirler. Zamanla EKSERE şeklinde söylenmeye başlar. İlçe olunca da Gündoğmuş adını alır. ( Bu arada şunu belirtelim : Köy içi denilen mevkide Müslüman mezar kalıntıları ve bir değirmen kalıntısı hala vardır. )

B- İLÇE OLMASI

Gündoğmuş’un bulunduğu bölgede bir kaza kurulması fikri devlet erkanında vardır. Çünkü, şu anda Gündoğmuş’a bağlı olan köylere idari ve bürokratik hizmetlerin ulaştırılması çok zordur. 1920-1930’lu yıllarda halkın ulaşımı çok zor olduğu için burada kurulacak bir ilçenin devleti halka, halkı devlete yakınlaştırılacağı düşünülmüştür.

Gündoğmuş’un o zamanki ulaşım imkanları ile, çevresinde bulunan Alanya, Manavgat, Akseki, Bozkır İlçelerine yaklaşık uzaklığı 70 km civarındadır. Bu durumda civardaki köylerde yaşayan vatandaşın hali vahimdir. Bir nüfus işi için km.lerce yol yürümesi gerekmektedir. “Ancak Gündoğmuş’un çevresinde en büyük köy Senir köyüdür. Ayrıca tarihe ve geçmişe sahip olan Ümütlü köyü vardır. Bunların arasından Gündoğmuş nasıl sıyrılmıştır.”

Bunu cevabını emekli müezzin Hacı Ali MACİT’ten öğrendim. O da meseleyi hadisenin canlı şahitlerinden Seydilerli kara Mehmet’ten dinlemiş;

Eksereli Ali Efendi ( Şimdiki Okur’ların dedesi ) o zamanlar Manavgat Müftüsüdür. Ali Efendi, Aksekili Rasih Kaplan ve Seydilerli Bekir Ağa Konya’da Medresede beraber okumuşlardır. Bu eski dostlar Manavgat’ta bir çay sohbeti ile hatıralarını tazelemektedirler. Bu üç talebe arkadaşa ilaveten hadiseyi anlatan Bekir ağanın kardeşi Kara Mehmet’de buradadır.

Cemaatte bir ara sükut olur. Bekir ağa Antalya Milletvekili olan Rasih KAPLAN’a şaka yolu ile sitem eder.

“ Ah arkadaşım, ben kara kara düşünürken derdimi bile sormuyorsun “ der Rasih KAPLAN :

“Hayır mı ne derdin var ? “diye sorar. Bekir ağa :

“ Evlenmeyi teke indirdiniz. Şimdi iki hatunum var, serbest bırakında iki daha alayım “ der. Rasih KAPLAN tebessüm ederek :

“Onu unut” der. Bekir ağa Ali Efendi namına sitemine devam eder :

“ Bak Ali arkadaşım da diyor ki , “ Ben bu sıcakta piştim, sokal ( sıtma) tutmadan köyüm kaza olsa da Anamın, Babamı, yanında serin serin vazifemi yapsam olmaz mı ? “ diyor der.

Rasih KAPLAN bunu çit diye alır Ali Efendiye dönerek :

“ Ali hoca böyle bir isteğin gerçekten var mı ? diye sorar Ali efendi mütevazı bir şekilde boynunu büker :

“ Takdiriniz hocam” der. Rasih KAPLAN ilgi gösterir :

“ Ali hoca nüfusu kaç ? “ der. Ali Efendi söz ile cevap vermez, cebinden bir not defteri çıkararak Rasih KAPLAN’ın burnuna doğru uzatır. Rasih KAPLAN’ın sözleri bir umut, bir müjdedir.

“ Hoca 2-3 ay sonra ananın babanın yanındasın”.

Gerçekten 2-3 ay sonra Eksere, Gündoğmuş adıyla İlçe olur. Ali Efendi de kardeşi Fevzi efendi de yeni İlçenin İlk Müftüsü ve İlk Valisi olarak Manavgat’tan naklen gelirler.

Gündoğmuşlu da Rasih KAPLAN’a olan bu minnet borcunu İlçenin bir Mahallesine Kaplan ismini vererek ödemeye çalışır.

Softaoğlu Mustafa YAVUZ’un anlattıkları :

Şimdi Gündoğmuş’a bağlı olan Güney köyünden Mevlüt Efe,kin ve husumetle doludur.Bunun bir sebebinde,kendisini güreşte yenen Ali Efe’nin Eksereli olması ve ondan çekinmesidir.(Ali Efe ile Mevlüt Efenin bazı maceraları “yaşanmış hikayeler” bölümünde anlatılacak.)

İşte bu Mevlüt Efe kırk kısanıyla Eksereye baskın düzenler.Bu baskında dört kişiyi öldürür.(Bunlardan üç tanesi Kozağaçlı Duran Efe, Arif Akıncı,Karabıyık’tır.)Ayrıca şöyle bir ilan sunar:

Eksere’nin malı helal, ırzı mubahtır der

Bunun üzerine köyün ileri gelenleri devlete müracaat ederek durumun vaziyetini anlatırlar. Bundan sonra devlet erkanında beş ilçenin ortasında bir kaza daha kurmak fikri uyanır. Bunda en büyük maksat asayişin temini ve bürokratik hizmetlerin yakınlaştırılmasıdır.

Gündoğmuş 1 Haziran 1936’da ilçe olduktan sonra, ilk defa kaymakam olarak vekaleten Güzel Su Mahiye Müdürü Cevdet bey gelir. ,

Bundan sonra asıl kaymakam olarak Sait YÜCE gelir.

İlk jandarma komutanı Zeki ERTEZ.
İlk hakim Gavvas……….
İlk savcı Gani VİRANE.
İlk doktor Asım OKUR.
İlk muallim Ahmet Efendi ( Ahmet Efendinin fahri mi- Resmi mi maaşlı mı- Gönüllümü olduğunu tespit edemedim.)

NOT: Bu çalışma değerli Öğretmen Mehmet ÖZEREN’in arşivinden alınmıştır. Çalışmasını bizimle paylaşan Mehmet Beye teşekkür ederiz.