Türkçe Deutsch English
antalya-info

Antalya'da Doğa

Anadolu Yarımadası’nın güneybatısında yer alan Antalya Körfezi’nin iki yakasında, kâh birbirini kesen, kâh paralel uzanan dağ sıraları, kuzeye doğru neredeyse dik bir açının kolları gibi tırmanarak kuzeyindeki Göller Bölgesi'nde düğüm olur gibi birleşir.

Özellikle 19. yüzyılda, Batılı arkeolog, tarihçi, ressam, mimar, denizci ve coğrafyacıların Antalya ve çevresine yaptıkları seyahatlere ilişkin yayınlarında doğa “olağanüstü” olarak betimlenir. 19. yüzyılın ikinci yarısında bölgeye gelen Karl Lanckoronski'nin Antalya çevresine dair doğa betimlemesi etkileyicidir: “Dağın güzelliğine tanık olmak isteyen herkes buraya gelmeli.”Lanckoronski sözlerini şöyle sürdürür: “Karşınızda üst üste binmiş, denize ulaşmak için yarış edercesine birbirinin üzerinden, sağından, solundan geçiverecekmiş gibi duran dağlar. Yeşille mavinin kendiliğinden oluşan ve günün her saatinde ışığın durumuna göre insanı büyüleyen renk uyumu. Şelaleler, akarsular, hurma ağaçları, minareler. Kısacası Avrupalı yazarların çizdikleri hayal ürünü güzel manzaraların belki de hayal edilemeyecek kadar büyüğü ve gerçeği burada.

Çizdiği haritalarla ünlü Osmanlı denizcisi Piri Reis; tüm Akdeniz’de yaptığı gibi körfez çevresinde gezip dolaştığı limanları, arkalarında yükselen dağlara ve yanı başlarında denize kavuşan akarsulara göre tanımlar.

Eski çağlarda, üzerinde en fazla bilgi verilen bölgelerden biri olan körfez coğrafyasının çevresinde yer alan Pamfilya, Likya, Pisidya (Göller Bölgesi) ve kuzeydoğudaki İsauriya gibi bölgelere yapılacak geziler, bozulmamış tarihi çevreyi ve günümüzde sürmekte olan üretim/yaşam biçimini tanıma fırsatını vermektedir. Özellikle 19. yüzyılda bölgede dolaşmış gezginlerin günümüze aktardığı bilgiler ışığında, birebir gözlem yapma olanağı veren çevre gezileri, doğa ve tarih meraklıları için bulunmaz değerde etkinlikler olarak büyük ilgi görmektedir.